Hükümet – TİB – BTK üçlüsünün son saçmalığı: Akredite casus!

emrebilgin.com-icon-spyGönül isterdi ki, güzel vatanımda böyle bir yazıyı yazıyor olduğum durumları yaşamayalım. Fakat “gelişmekte olan” (bu akıl kârı olmayan saçma söz öbeğinden kurtulamadık hala, değil mi!) bir ülkeyiz ve bu deyim nedense, yaşadığımız bir çok absürt durumun bahanesi olarak kullanılabiliyor.

Örneklerini hepiniz duydunuz aslında:

  • Gelişmekte olan ülkemizde yeni yeni yerine oturan ….. (doldurun boşluğu! Allah vere, uygun ifade bol!)
  • Biz gelişmekte olan bir ülkeyiz. Gelişim sürecini sürdüren ülkelerde ….. olması çok normal!
  • Bu zamana kadar yapılan hataydı. Şimdi bunu düzeltiyoruz. Gelişmekteyiz!

Pardon ama; siz kimsiniz? Gelişmek kimdir? Nerededir ki, hala oradayız; dönemedik bir türlü gelişmekten! Sorularımız cevapsız kalsın. Bu ve türevi cümlelerin olmazsa olmazı geliyor şimdi: rakamlar! Ortaya savrulan bir önermeyi pekiştirmek için kullanılırken ne kadar sevimli, ne kadar da zararsızlar! Sevilen amirimiz Serdar Kuzuloğlu güzel özetlemişti rakamların dünyasını burada.

Gelişimimize de değindikten sonra konuya dönsek güzel olacak. Üzerine yazacağım habere buradan ulaşabilirsiniz. Ben yine de özet geçeyim:

Uluslararası Antalya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Savaş Bozbel, tasarı halindeki Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun yasalaşması halinde internetten müzik indirenlerin IP (Internet Protocol) adreslerinin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından akredite edilmiş yazılım vasıtasıyla tespit edileceğini belirterek, “Yani kanun koyucu sizin bilgisayarınıza casus yazılım gönderecek. Buna sistem müsaade edecek. Erişim sağlayanlar müsaade etmek zorunda kalacak” dedi.

Gayet açık olsa da, basitleştirelim: Birilerinin canı istediği taktirde, bilgisayarımıza bir arka kapı açılacak ve yasalar bahane edilerek, anlık olarak izleneceğiz!

Telif, sanat eserleri, korunma yöntemleri

Günümüzde cd/dvd/albüm satışları, sinema/müzik endüstrisi için yok olma derecesinde. Sosyal medya, online servisler, illegal edinme yöntemleri derken; talep ettiğimiz filme, favorimiz olan albüme, parçalara ücret ödemeden ulaşabiliyoruz. Bu işin korsan tarafı. Bir de yasal tarafı var ki, problemleri çözüyor aslında. Youtube, Fizy, Spotify, Soundcloud, Last.fm (pardon, Last.fm işgüzar adaletimiz tarafından engellenmişti), TTNet MüzikBu ve benzeri yasal platformlar dilediğimiz müziği indirmeye gerek kalmadan yasal olarak dinlememize imkan tanıyor. Kullanım oranlarına, korsan kullanım oranlarına ve alakadar istatistiklere bakılırsa, vaziyetin işe yaradığı da görülebilir.

Müzik sektörü açısından durum böyleyken, sinema sektörü için sıkıntı devam ediyor. Bir filmi yasal olarak, tamamıyla ücretsiz izleyemiyoruz. Bunun için de; Samsung TV, Tivibu gibi hizmetler mevcut. Çok düşük ücretlerle, filmi izleme süresi boyunca kiralamanıza olanak tanıyorlar. 2 cd olan bir filmi mahalle cd marketinden korsan olarak elde etmenin ücreti 4 TL iken, Tivibu Kirala hizmetinde bir filmin kira bedeli 1 TL.

Sosyal internet ile bu hizmetlere rağbet giderek artarken, korsan kullanımında azalma mevcut. Korsan içerik sağlayan uygulamaların indirilme, kullanım oranlarına bakarakta bu çıkarıma ulaşılabilir. Doğrusu korsanı engellemek için uygulanması gereken politikalar arasında ceza değil, teşvik olması gerekirken, ülkemizin internet lobisi yeni cezalar ve sistemlerle ortalığı karıştırma derdinde.

Teknoloji üzerine kanun koyucular

Şimdi kullanacağım ifadeler için ben utanıyorken, durumun gerçek olması tirajikomik bir vurdumduymazlık sağlıyor bana. Ortalama son 10 yıl içerisinde, ülkemizde teknoloji/internet alanıyla alakalı olayları hatırlayalım.

Mavi Oda: Kitlesel hareketlerin takibi ve engellenmesi için, sosyal medyayı oltalamak adına kurulmuş bir ekip. Ekibin görevi sürekli monitör aktiviteler. Gerektiğinde Twitter, Facebook gibi sosyal ağlara erişimi engelleyebilmek gibi yetenekleri mevcut. Bu demek oluyor ki, kuvveti elinde bulunduran güruhun hoşuna gitmeyen sanal tepkiler, etkinlikler engellenebilip, muhalif fikirlilerin fişlenebilmesi yasallık kazanıyor.

İçişleri rezaleti: Sözlük kültürüne aşina olanlar için smile was here diyesim var. Haberin özeti şu şekilde: “Emniyetin şifresinin ‘123456’ olduğunu ortaya çıkaran RedHack dün de İçişleri Bakanlığı’nı hack’ledi. Şifre çok tanıdık çıktı.” 123456! Büyülü rakamlar! Mesleğimden ve ikamet ettiğim ilin kamu kuruluşlarından, büyük özel sektör firmalarına kadar hizmet vermiş olmamdan dolayı aşina olduğum bir durum bu. Sırf “uğraşamam ben” denilerek, yetkili erişim şifrelerini aşırı basit şekilde koyduran kamu yetkililerinden, yahut şirket yetkililerinden bahsediyorum. Burada gerçekten gülünecek!…

Bilişim Suçları birimlerinin acizliği: Bu ifadenin hakkı veriliyor çünkü şahsen tanık olduğum durumların onlarcası yaşandı. Basit bir örnek: Özel sektör firmalarından birinin muhasebe bilgisayarına internet üzerinden sızılıyor. Tüm ticari veriler şifrelenip, bilgisayara not bırakılıyor. Notta bahsedilen, 5000 TL ücret karşılığı verilerin şifresinin çözüleceği. Benim de içinde olduğum bir ekip, araştırma için bilgisayarı inceliyor. Neticede yapılacak birşey yok; çünkü şifre dediğimiz anahtar olmadan verilerin geri dönüştürülmesi imkansız. Durum yerel emniyete intikal ettiğinde, aldığımız yanıt: “Verebiliyorsanız parayı verin. Aksi halde yasal takip yıllar sürer ve sonuç çıkmaz.” Haklı bir ifade. Bilişim odaklı yasalarımızdan, elimizdeki yöntemlere kadar zayıfız!

Yasak saçmalıkları: Lütfen şu yazıya göz atın. Üzerine söylenebilecek ne kaldı bilinmez. Ben de yasal barındırma hizmeti verenlerdendim, burada bahsetmiştim. Güvenli İnternet adı altında haksız, amatörce yasaklanan binlerce siteden en az birkaçıyla siz de tanıştınız. Kahkahayla gülebilirsiniz. Zira bu yasakların, devekuşu misali kafayı kuma gömmekten farkı yok.

Yukarıdaki gibi hatırımda olmayan kaç olay daha yaşadık kimbilir. Toparlayalım. “Kelimenin tam anlamıyla uzmanlıktan uzak personelin, profesyonellikten uzak kararlar için çalıştığı, çağımızda bir devlet kurumunu yalnızca küçük düşürecek kararlara imza atan kurumlar tarafından internetimiz şekillendirilmek, internet kullanıcısı halkımız ise akılsız yerine konmak isteniyor.”

Yazıyı yazmama sebep olan haberle alakalı geleceği görmek zor değil. Zira ilgili taslak yasalaşırsa, yasaklara karşı oluşacak zümreler yasaları delmek, bunu yaygınlaştırmak ve yöntemlerini öğretmek için kenetlenecek. Siber saldırılar artacak ve rezaletten başka birşey olmayan durumlar yaşayacağız. “Artık sanatçıların bile ücretsiz olarak kendi albümlerini sunduğu sosyal medyada, ne olduğu belirsiz bir yetkili veya saçma bir yazılım benim fikir ve sanat eserleri kanununu ihlal ettiğimi düşünüp, bilgisayarıma bir casus yerleştirmeye kalkarsa; bu saçmalığa, kişisel haklara yapılan saldırıya karşı koymak ve tepki göstermek için en önde adımlayanlardan olurum” şeklinde düşünecek aklı selim her Türk internet kullanıcısı…

İlgili zihniyete naziren: Allah sonumuzu hayrede!…

1140 kez okundu.

Sen de yorumla