Seksenler müziğinin kalitesi

Seksenler denilince önce durulup bi’ düşünülmesi -hatta derinden bi’ iç çekilmesi- lazım! O dönemin çocukları yada tadını bilenler/yaşayanlar da bana hak verecektir eminim.
(Şu noktaya açıklık getireyim ki, ben doksanlar çocuğuyum. Nam-ı diğer sokakta oynayan son nesil! Fakat seksenlerin kültürel ikonlarının ve dönemin ruhunun tadını iyi bilirim.)
Yazımın başlığında seksenlerin müziğinden bahsettim; fakat dönemin bir çok akımı, kimlik özelliği de birazdan müziğini öveceğim gibi kaliteli ve doğru kelime buysa eşsiz! –ne varsa eskide! demeden edemedim şimdi-

2013 yılında bu günceyi kaleme alan biri olarak, teknolojinin dezavantajları ve hayatı yaşama biçiminin kolaylaşmasından dert yanacağım tabi. Bu yazıyı yazmama sebep olan Bob Seger‘ı konu mankeni olarak kullanırsam; iki dönemin müziğini, müzikal akımlarını karşılaştırmadan edemem.
Ortalama bi’ donanıma sahip herhangi bir bilgisayar kullanıcısı, en basit örneğiyle Virtual DJ ve kulvarındaki benzer yazılımlarla yarım saat gibi ilginç sürelerde müzik yapabiliyor günümüzde. -bu şekilde müzik diyemeyeceğim ürünleriyle kendini müzisyen addedenlere hiç değinmiyorum bile!- Bir de seksenlerde ortaya çıkmış yahut parlamış, günümüzün hala ana-akım müzisyenleri, müzik grupları olan zümrelerin ürünlerine bakalım:

30 müzik yılını birlikte geçirmiş ve hala stadyumları dolduran, üstelik yarı-stad dolusu insanı da stad çevresine toplayan Metallica! Bir müzisyen olarak grubun soundunu yakalamak isteyen biri bile madden/tecrüben aşmış olmalı! Grup hakkında bugüne dek çizgisini bozmadığını söylesem yeridir. -bu konuyu başka bir güncemde yazacağım tekrar- Günümüzde ikinci bi’ Metallica olacak bu dönemin jenerasyonundan bir grup örnek verebilecek var mı? Ve 30 sene gibi uçuk bi’ sürede kendini bozmadan devam edebilecek? Seksenler grubudur Metallica.

Metallica'nın en sağlam kadrosu. Kirk, James, Lars, Cliff
Metallica’nın en sağlam kadrosu.
Kirk, James, Lars, Cliff

Bob Seger demiştim biraz önce. -ki arşivimde Like a rock‘ına rast gelip dinlemeye başladıktan sonra bu günceyi yazmaya giriştim- ’86 Like a rock ve ’73 Turn the page parçalarını ekliyorum aşağı.  Kendisini tanımayan yahut bu parçalarını bilmeyen mutlaka dinlemeli! Seger hakkında birşey yazmasam da olur bu parçalardan sonra.

Bob Seger
Bob Seger

(Unutmadan: Turn the page’in Metallica yorumunu dinlemeden geçmeyin. Şöyle alalım sizi)

Aklımda olan bir sürü örneği yazasım var fakat bunu yaparsam bu günce bitmez! 🙂 Bahsettiğim gibi konu Seger’dan açıldı ve Turn the page demişken Metallica’dan bahsetmemek olmazdı.

Toparlarsam, bugün dünyaya mal olmuş bir çok ana-akım müzik grubu/akımı/müzisyeni seksenler imzalı. Taklit yada benzerlerinin çıkamaması , onların kalitesinin yakalanamaması için günümüz jenerasyonunun yeni müzikal akımlara gebe olması mı demeli, yoksa seksenlerin atlılarından bayrağı alabilecek yiğitlerin olmaması mı demeli bilemedim 🙂 Tekrar estiğinde burada üzerinden dokunduğum bir çok konu hakkında yazacağım.

Metallica ve eskiler demişken; bu yazıyı da Metallica’nın sağlam yorumlarından biriyle bitirelim:

’66 filmi (İyi, Kötü, Çirkin) The Good, The Bad, The Ugly‘nin eşsiz müziklerinden Ennio Morricone imzalı The Ecstasy of Gold -Metallica bir çok konserine bu yorumuyla başlar-

http://www.youtube.com/watch?v=v6w_6qeXbG8

634 kez okundu.

Sen de yorumla