Kategori arşivi: Fikir

Samsun’da Sanat Sokağı havası

Aralık 2012’den beri ilk gelişimmiş Münevver Kafe‘ye. Öyle diyor sosyal ağ. E iz bırakmadan olmazdı tabi; ayağımın tozuyla check-in‘imi yaptım vesselam.

Neler değişti diyorum kendime. 1 seneden fazla olmuş buraya son geldiğimden beri. Ben ki; hani şu eski cep telefonuna, kıyafetlerine, defterlerine bakıp iç çekenlerden… Bir kafenin, sandalyelerinin, görüş açısında kalan atılmış adımların bile hatırası var elbet…

Samsun’da Sanat Sokağı havası yazısına devam et

1432 kez okundu.

Yaşamın küçük hazineleri: Uzun yol kitapçıları

Şşşş! Kulak verin sesime; belki de daha önce fark etmediklerinizden bahsedeceğim…

Gün içerisinde iki mekan arasında gel-git yaparak tükettiğimiz ömürlerden oluşuyor çoğumuzun hayatı. Sizinki daha mı fazla? Kaç farklı mekanda mekik dokuyorsunuz peki? Kaç günde bir değişiyor bu döngü? Klişe “yaşamdan zevk alma yolları” sunumlarının cümlelerini bırakalım; gerçeği düşünelim. Yapmak zorunda olduklarımız diyerek tanımladıklarımızı çıkardıktan sonra; neler kalıyor geriye yaşamımızdan? Fark ettiklerimiz neler yaşamın kırıntılarına sıkışmış hazinelerden…

Bu sor(g)uları not edelim. “Hayat bu mu gerçekten!” dediğimiz her vakitte soralım kendimize. Belki problem hayatta değil, bizdedir… Yaşamın küçük hazineleri: Uzun yol kitapçıları yazısına devam et

700 kez okundu.

Hükümet – TİB – BTK üçlüsünün son saçmalığı: Akredite casus!

emrebilgin.com-icon-spyGönül isterdi ki, güzel vatanımda böyle bir yazıyı yazıyor olduğum durumları yaşamayalım. Fakat “gelişmekte olan” (bu akıl kârı olmayan saçma söz öbeğinden kurtulamadık hala, değil mi!) bir ülkeyiz ve bu deyim nedense, yaşadığımız bir çok absürt durumun bahanesi olarak kullanılabiliyor.

Örneklerini hepiniz duydunuz aslında:

  • Gelişmekte olan ülkemizde yeni yeni yerine oturan ….. (doldurun boşluğu! Allah vere, uygun ifade bol!)
  • Biz gelişmekte olan bir ülkeyiz. Gelişim sürecini sürdüren ülkelerde ….. olması çok normal!
  • Bu zamana kadar yapılan hataydı. Şimdi bunu düzeltiyoruz. Gelişmekteyiz!

Pardon ama; siz kimsiniz? Gelişmek kimdir? Nerededir ki, hala oradayız; dönemedik bir türlü gelişmekten! Sorularımız cevapsız kalsın. Bu ve türevi cümlelerin olmazsa olmazı geliyor şimdi: rakamlar! Ortaya savrulan bir önermeyi pekiştirmek için kullanılırken ne kadar sevimli, ne kadar da zararsızlar! Sevilen amirimiz Serdar Kuzuloğlu güzel özetlemişti rakamların dünyasını burada.

Gelişimimize de değindikten sonra konuya dönsek güzel olacak. Üzerine yazacağım habere buradan ulaşabilirsiniz. Ben yine de özet geçeyim:

Uluslararası Antalya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Savaş Bozbel, tasarı halindeki Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun yasalaşması halinde internetten müzik indirenlerin IP (Internet Protocol) adreslerinin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından akredite edilmiş yazılım vasıtasıyla tespit edileceğini belirterek, “Yani kanun koyucu sizin bilgisayarınıza casus yazılım gönderecek. Buna sistem müsaade edecek. Erişim sağlayanlar müsaade etmek zorunda kalacak” dedi.

Gayet açık olsa da, basitleştirelim: Birilerinin canı istediği taktirde, bilgisayarımıza bir arka kapı açılacak ve yasalar bahane edilerek, anlık olarak izleneceğiz!

Hükümet – TİB – BTK üçlüsünün son saçmalığı: Akredite casus! yazısına devam et

1140 kez okundu.

Ölüm yadigarları, yetimleri gidişin

“Ölümün olduğu yerde, ne kadar zor olabilirdi ki yazmak bir günceyi?” Bu blogu kurarken böyle düşünürdüm -dahası birkaç gün öncesine kadar-

2013, 14 Kasım Perşembe, 18:00; bir yaprağını daha kaybettik ailemizin. Sultan’ımız, babaannemiz Sultan Bilgin; uğurladık ebedi huzura…

Ölüm yadigarları, yetimleri gidişin yazısına devam et

544 kez okundu.

Thoreau‘dan çok sevdiğim bir alıntı:

“I went to the woods to live deliberately,
to front the facts of life,
to see if i could not learn
what it had to teach,
that i should not die
and learn that i had not lived.”

Türkçesi:

“ormana gittim
çünkü bilinçli yaşamak istiyordum
hayatı tatmak ve yaşamın iliğini özümsemek istiyordum
yaşam dolu olmayan herşeyi bozguna uğratmak için
ve ölüm geldiğinde aslında hiç yaşamamış olduğumu farketmek için.”

533 kez okundu.